Hicri: 3 Recep 1429
NAKŞİBENDİLİK NEDİR? E-posta
Üye Değerlendirme: / 20
Kötüİyi 
TASAVVUF SOHBETLERİ
Yazar: Aciz   
Pazartesi, 10 Mart 2008


(İlahi eşliğinde okumak için bilgisayarınızın sesini açın)

NAKŞİBENDİLİK NEDİR?

Nakşibendî terbiye okulu, hicri: 791, miladi: 1389 tarihinde vefat eden Hace Muhammed Bahauddin Nakşibend Hz.lerinin temel usullerini belirlediği bir manevi terbiye sistemidir. Onun adına nispet edilerek “Nakşibendîlik” diye anılmaktadır.

Bu terbiye yolu ve usûlü, Şah-ı Nakşibend Hz.leri ile başlamış değildir. Kendisi bu yolun usûl, adap ve feyzini önceki büyüklerden almıştır. Bu terbiye yolunun usûl ve âdabı, silsile yolu ile Hz. Ebu Bekir Sıddık’a (r.a) ve ondan Hz. Resûlullah (s.a.v) Efendimize ulaşmaktadır. Terbiyenin başında ve merkezinde alemlere rahmet olan Hz. Resûlullah (s.a.v) Efendimiz bulunmaktadır. Bu terbiye yolunun temel özelliği gizli zikir ve ilahi muhabbettir. Bu zikir ve terbiye yolu, tarih içinde gelen mürşidlerin ismiyle farklı adlarla anılmıştır.

Hz. Ebu Bekir Sıddık’tan (r.a) sonra bu yola “Sıddıkiyye” ismi verildi. Hz. Beyazid-i Bistamî’ye (k.s) kadar bu isimle anıldı. Ondan sonra “Tayfûriyye” ismi verildi. Tayfur, Beyazid-i Bistamî’nin bir diğer adıdır. Hâce Abdulhâlik Gücdevanî Hz.lerine kadar bu isimle anıldı. Ondan sonra, “Hâcegâniyye” ismi verildi. Şah-ı Nakşibend Hz.lerine kadar bu isimle anıldı. Şah-ı Nakşibend Hz.lerinden sonra, “Nakşibendiyye” ismi verildi. Bu yol bu isimle İslam alemine yayıldı, meşhur oldu. Diğer kollardaki isimler zamanla unutuldu. Bu yol, Mevlana Halid Bağdâdi’den sonra “Nakşibendî Hâlidiyye” ismiyle de anılıp yayıldı. Bu gün Anadolumuzda yaygın olan kol “Halidiyye” koludur. Bu yol, günümüzde Şah-ı Nakşibend Hz.lerine nispet edilen meşhur ismiyle “Nakşibendîlik” şeklinde anılmaktadır.

Nakşibend, “nakş” ile “bend” kelimelerinden oluşmuş bir terkiptir. Bir isim değil sıfattır; ancak isim gibi meşhur olmuştur.

Nakş, bir şeyi bir yere nakşetmek, nakış gibi işlemek, hiç çıkmayacak hâle getirmek, mühür gibi kazımaktır.

Bend, Farsça bir isim olup, dilimizde hem isim, hem sıfat olarak kullanılmaktadır. İsim olarak, bağ, kelepçe, baraj, bent, kemer gibi manalara gelmektedir. Sıfat olarak, sıkıca bağlı, iyice bağlayan, kuvvetlice bağlanmış manalarına gelir.

Kalbe Allah zikrini hiç çıkmayacak şekilde nakış gibi işledikleri ve ondan hiç kopmadıkları için, gizli zikir sahiplerine Nakşibendî denmiştir.

Tarikat yol ve usul manasındadır. Tarikat bir din ve mezhep değil, dini anlama ve yaşama şeklidir. İnsanı terbiye için kurulmuştur. Tarikatlar terbiye için tercih ettikleri usullere ve zikirlere göre farklı adlarla anılmışlardır. Tasavvufun kaynağı, doğunun felsefesi, batının batıl dinleri değil, Kur’an ve sünnettir.

Bütün manevi terbiye yollarına kısaca “tasavvuf” denir.

Nakşibendi terbiyesi, gizli zikir usulü üzerine kurulmuştur. Bu usulü benimseyen büyük veliler tarafından geliştirilerek günümüze kadar gelmiştir. Bu usul ve adaplar bizzat Kur’an ayetlerinden, rahmet Peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v) Efendimizin sünnetinden ve O’nun şerefli Ashabının (r.anhüm) hâllerinden alınmıştır. Her şeyi ile Kur’an ve sünnete bağlıdır. Bu yolun usul ve âdapları, Kur’an ve sünnette ya açıkça belirtilmiş, ya da işaret, delalet ve sükût yoluyla kabul edilmiştir. Yani, İslam’ın ruhuna uymayan hiçbir şey yoktur.

Fakihler nasıl fıkıh alanında içtihat yapma yetkisine sahiplerse kâmil mürşidler de, ahlak ve terbiye alanında içtihat etme, yeni usuller belirleme yetkisine sahiptirler.

Bu terbiye sistemi yeni bir din değildir; dinin ahlak derslerini talim ve tatbik eden bir okuldur. Hedefi, insanı güzel ahlaka ve Allah rızasına ulaştırmaktır. Metodu, muhabbetle kalpleri Yüce Allah’a bağlamaktır. Temel usulü gizli zikir, toplu zikir, muhabbet, sohbet, rabıta, teveccüh, tasarruf, hizmet ve edeple nefsin çirkin sıfatlarını ıslah etmektir.

Dinimizin bize öğrettiği amel ve edepler iki kısımda özetlenebilir:

1- Zahiri hâller: Vücudumuzun dış azaları ile yaptığı bütün ibadetleri içine alır. Yeme içme, temizlik, alış-veriş, aile hukuku gibi vazifeler de bu kısma girer. Bu vazife ve edepler fıkıh kitaplarında anlatılmaktadır. Hangi vazifeyi yapıyorsak, onunla ilgili ilahi emri ve edebi öğrenmemiz gerekir.

2- Batıni hâller: Kalbin gafletten uyanması ve zikirle ihya edilmesi, nefsin manevi hastalıklardan arındırılması, ruhun ilahi huzura yükselmesi, böylece insanın ilahi nur, ilim, aşk, edep ve güzel ahlaka ulaşmasıdır. Zahiren ve batınen terbiye olan insanın elde edeceği en büyük nimet güzel kulluktur. Bu hâle kısaca ihsan mertebesi denir. İhsanı yukarıda tarif ettik. Bu yol herkese açıktır. Bütün insanlar bu edeplere ve nimetlere davet edilmiştir.

Zâhirî ve bâtınî edepleri koruyan kimse ihsan mertebesini elde eder. Bu mertebeyi elde eden kimse Yüce Allah tarafından sevilir, O’nun huzurunda kabul görür. Kalbi ilahi sevgi, huşu, haya ve haşyet ile dolar.


Arifler Yolunun Edebleri-Semerkand yayınları  

Seyyid Muhammed Saki Erol (Haşimî)


Tıklanma Sayısı: 1473
Yorumlar (6)add comment

ETHEM27 Yorumu:

HZ.ADEM (A.S.)ALLAHU TEALADAN TÖVBESİNİN KABULU İÇİN HZ.MUHAMMED EFENDİMİZİ ARACI KOYUYOR,ALLAHU TEALA DA SEN MUHAMMED(SAV)NERDEN BİLİYORSUN DEYİNCE YARABBİ CENNETTE ARŞI ALA DA İSMİNİN YANINDA İSMİ YAZILI OLDUĞUNU GÖRDÜM SEN ADININ YANINA SEVDİĞİNİN ADINI YAZARSIN 'DİYOR O Kİ İLK İNSAN O Kİ İLK PEYGAMBER O BİLE ALLAH RASULUNU ARACI EDİYORSA BİZİM ALLAH DOSTUNU ARACI ETMEYE DAHA ÇOK İHTİYACIMIZ VAR ALLAH HEPİNİZDEN RAZI OLSUN YUVAM İÇİN DUA İSTİYORUM.
 
Yanlış kullanımı bildirin
Yorumu beğenmedim
Yoruma katılıyorum
Nisan 28, 2008
Oylar: +0

sevgiliefendim Yorumu:

bu yol çk güzel bir yol bu yolda ilerlerken mürid kardeşlerimin bana yaptığı haksızlıklar beni çok soğutdu.herşeyi önce allah tan ve mübareklerin hürmetine istemek dururken direk kuldan istemek haşa tapmak beni uzaklaştırdı bence velileri sevmede ölçü olmalı.bu dünyanın resulümüz için yaratıldıgını unutmamalıyız.bazı arkadaşlarımız çk abartıyor.nakşilikle ilgili sorularım olacak bu konularda yardımcı olursanız sevinirim şimdiden allah razı olsun.

Site yönetiminin cevabı: Siz birisinden birşey isterken hiç aracı kullanmadınız mı? Bizler de Sadat-ı Nakşibendi'yi yani Allah dostlarını Allah ile aramızda aracı yaptık.Arzumuzu Allah'a iletmesi için onlara söyledik.Bunun nesi tuhafdır? Kaldı ki araya koyduğumuz kişi Hz.Muhammed SAV'in torunudur.Dostlar böyle günler için vardırlar.
 
Yanlış kullanımı bildirin
Yorumu beğenmedim
Yoruma katılıyorum
Nisan 18, 2008
Oylar: +0

mehmet Yorumu:

Allah razı olsun...
 
Yanlış kullanımı bildirin
Yorumu beğenmedim
Yoruma katılıyorum
Nisan 01, 2008
Oylar: -1

ayisigi Yorumu:

kisa ve öz cok güzel yaziya dökmüssünüz..
insallah anlattiginiz o nefis terbiyesi bizide kusatir ,bütün kötülüklerden ariniriz bil cümle
 
Yanlış kullanımı bildirin
Yorumu beğenmedim
Yoruma katılıyorum
Mart 17, 2008
Oylar: +2

_ennur_ Yorumu:

Allah c.c. razı olsun...
İnşaAllah Rabbimizin bizi ilettiği bu güzel yolda sağlam adımlarla ilerleyenlerden oluruz.Ayağımıza dolansa da nefis yılanı başını ezipte yürüyenlerden oluruz inşaAllah.
Allah c.c. bizi kapılarına layık eylesin.Amin.
 
Yanlış kullanımı bildirin
Yorumu beğenmedim
Yoruma katılıyorum
Mart 14, 2008
Oylar: +4

fatih Yorumu:

allah razı olsun kurbanım allahı teala her iki cihanda sadatlardan ayırmasın
 
Yanlış kullanımı bildirin
Yorumu beğenmedim
Yoruma katılıyorum
Mart 12, 2008
Oylar: +2

Yorum Ekle
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
smile
wink
laugh
grin
angry
sad
shocked
cool
tongue
kiss
cry
Daha küçük | Daha büyük

security image
Yukarıdaki güvenlik kodunu yazınız


busy
 
< Önceki   Sonraki >

Nasihatler Üye Girişi

Üye İstatistikleri

Üye Sayımız : 1522
Son Üyemiz : leskaloss
Bugün Üye Olan: 6 Kişi
Bu Ay : 63 Kişi

Kimler Sitede?

1 Üye ve 4 ziyaretçi